SUYUN DIŞINDAKİ HİÇBİR ŞEY SUYUN YERİNİ TUTAMAZ



         Ne çay ne kahve ne boyalı meşrubat ne de suni meyve suları suyun yerine geçemez. Aksine enerji dönüşümü ve atıklarının uzaklaştırılmasında vücuttaki suyu tüketirler. Bu sıvılar su yerine kullanılırsa beyinin su ihtiyacını bildirme şekli olan susama duygusu engellenir. Zamanla enerji ihtiyacını bildirme güdüsü olan acıkma hissi ile susama hissi birbirine karışır ve susadıkça da yemek yeme arzusu doğar. Vücudun su eksikliği bildirilemeyince, vücut kendine zarar verme pahasına )daha değerli addettiği organları için diğerlerini feda etmek gibi) başka yöntemlere başvurur. Bu yöntem acımasızca diğer hayati organlardan suyun tedarik edilmesidir. Vücut su kıtlığı çektiğinde kandaki suyu kullanırsa yüksek tansiyon, omurlardakini kullanırsa bel ve boyun fıtıkları kemiklerdekini kullanırsa gut, artrit, romatizma, akciğerlerdekini kullanırsa astım, pankreastakini kullanırsa şeker, midedekini kullanırsa ülser hastalıklarına vesile olabilir. Oksijenin kesilmesi neticesinde hücrenin hayatiyetini devam ettirebilmek için ilkel, yani oksijensiz­anaerobik solunumu tercih etmesi ile de kanserleşme denilen sürece girilmiş olur. Bütün bunlara sebep olan, suyu azalan motorun bir süre sonra hararet yapması, suyu azalan yemeğin bir süre sonra dibinin tutması misali, suyu azalan vücudun da bir süre sonra “kuruma” denilen asitleşme sürecine girerek hastalık ortamına hazırlanmasıdır. Oluşan “sağlık ve hayat” dengesinin dışındaki bu durumun adı hastalık değil kurumadır. O halde su hayat ise, susuzluk ölümdür. . . Yemeklerin yapımı sırasında damak tadı ve lezzet nedeni ile ilave edildiği düşünülen tuz, esasında doğal bir vücut ihtiyacı ile konulmaktadır. Çünkü tuzun yerini tutabilecek hiçbir madde yoktur. Vücudu oluşturan hücrelerin içi ve hücrelerarası ortam tuzu sudur. Anne karnındaki bebek tuzlu su ortamında gelişir, çünkü hayat tuzlu sularda başlamıştır, eksikliğinde de biter.
        Saf su elektriği iletmez, tuzlu su ise vücuttaki elektriğin üretilmesinden ve iletilmesinden sorumludur. Hücrenin içi ile dışı arasındaki farklı tuz konsantrasyonunundan oluşan ozmotik basınç ile de madde alışverişi sağlanır. Vücuda bağlanan serum veya göz­burun damlaları vb. gibi dışarıdan dahil edilen sıvıların konsantrasyonları “izotonik” denilen vücut hücre sıvısı konsantrasyonuna uygun olmalıdır. Hatta içilen suyun bile saf su olmaması gerekir. Çünkü saf su, vücuttaki mineralleri çözüp uzaklaştırarak vücudu güçsüz ve zafiyet halinde bırakır. Benzer şekilde rafine edilmiş, içindeki doğanın malı ve vücudun ihtiyacı olan minerallerden arındırılmış sofra (!)­sanayi tuzu sözde saf tuz, vücut için çok faydalı değildir, kurumanın başlıca sebeplerinden biridir. Bir diğer kuruma belirtisi de suları kesik evlerdeki kirliliğin halı altına süpürmek imsali, kandaki yağların kaslar arasına gereğinden fazla biriktirilmesi, yani “şişmanlık” hastalığıdır. Bundan kurtulmanın yolu da, diğer asitli hastalıkların tedavisinde olduğu gibi, vücudun tuzlu su ile dengelenmesidir. Bu bakımdan, 250 milyon yıl önce yer kabuğunun tektonik hareketleri ile oluşan, iç denizlerin kuruyarak yüksek basınç altında sıkışıp yoğunlaşması ile kristalleşmiş, içinde doğal minerallerin kolloidal biçimde dağılımı ile zenginleşmiş “Himalaya kristal tuzu” vücut için en ideal tuzdur. Kaya ve deniz tuzu ile kristal tuz arasındaki fark, aynı karbon atomlarından yapılmış olmasına rağmen yüksek basınç ve sıcaklıkta kristalleşmiş olmasın dan dolayı “elmas” ile bu özelliklerden yoksun şekilde oluşan linyit (kömür) arasındaki farka benzer.
Kaynak: Ahmet & Elmas MARANKİ (Suyla Gelen Sağlık, Alkali Yaşam Kitabı)


 

Kısaca Biz

Hastaliklari tedavi etmek, 1219 sayili Tababet Kanunu'na göre sadece hekimlerimizin görevidir. Bu sitede yer alan bilgiler saglikli yasama tavsiye niteliginde olup ürünlerimiz ilaç degil, besin destek ürünleridir. Tedavi veya doktor tedavisi yerine geçmez. Kürlerde ve metinler içerisinde geçen bitkilerin kullanimindan önce, Adi geçen bitkilere alerjiniz olup olmadigini kontrol ettirdikten sonra kullanmaniz tavsiye edilir.

• GİZLİLİK SÖZLEŞMESİ

İletişim

Adres: Topkapı Mah. Topkapı Cd. Dullar Çıkmazı no:2 K:4 34104 Fatih / İstanbul

Telefon: 0212 533 01 33 / 0212 521 29 29

Mail: [email protected]

Yukarı Çık