BİR GIDANIN ASİDİK Mİ, ALKALİ Mİ OLDUĞU NASIL ANLAŞILIR?

 

İNSAN BEDENİ VARLIĞINI sürdürebilmesi için dışarıdan aldığı besinleri tüketmeli, sindirmeli, posaları sağlıklı olarak dışarı atarken, işe yarayan mineral, protein, yağ ve karbonhidratları depolamak zorundadır. Bedenin ihtiyacı olan besinleri vücudumuzun fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için beslenmemiz gereklidir. Karbonhidratlar, proteinler ve yağlar olarak üç ana başlık altında toplayabiliriz. Yapılan araştırmalar, besin maddelerinin karbon, oksijen, azot ve hidrojen olmak üzere dört ana elementten oluştuğunu ortaya koymuştur. Tüketmiş olduğumuz besinlerin sadece yüzde 2’si inorganik mineralleri oluşturur. Yukarıda sözü edilen dört ana elementin karışımından oluşan besin maddeleri, kükürt, klor, sodyum ve kalsiyum gibi inorganik elementleri de barındırırlar. Organik olmayan (inorganik) elementler vücudun kimyasını teş kil eden alkali ve asidik elementler olarak 2 gruba ayrılır. Bu gruplara kısaca göz atmak gerekirse; Asidik elementler: Fosfor, iyot, kükürt, klor.
Alkali elementler: Sodyum, potasyum, magnezyum, kalsiyum olarak tanımlanabilir.

Bir maddenin alkali mi, asidik mi olduğunu tespit etmek için, besinin vücut tarafından alınıp emiliminden sonra vücuda yapmış olduğu etkinin gözlemlenmesi gerekir. Konuyu bir örnekle desteklemek gerekirse; taze sıkılmış doğal bir portakal suyunun pH’ı 3,5 olarak ölçülmektedir. Buna karşılık bünyesinde potasyum ve magnezyum barındırdığı için bedende alkali etki yaratan bir besin olmaktadır. Besinlerin içindeki alkali mineraller, besinin sindirilmesi sonrasında ortaya çıkan atık hallerinde de alkali özelliklerini korurlar. Yine aynı şey asidik mineraller için de geçerlidir. Asidik atıklar, insan bedeninden ter ve idrar yoluyla atılır. Ancak bu atılım sırasında dahi tüm asidik atıklar bedeni terk etmez. Vücuttan atılamayan bu asidik atıklar tekrar kana karışarak dolaşım sistemi içerisinde barınırlar. Damar tıkanıklıklarının ana nedenlerinden biri asidik atıkların oluşturduğu bu barınmadır. Damarlarda asidik atıkların birikmesi sonucunda oluşan daralma nedeniyle kan bedende gereken hız ve yoğunlukta akamadığı için hücreler ihtiyaç duyduğu oksijen ve gıdayı yeteri kadar alamaz ve fonksiyonlarını tam olarak yerine getiremez. Kanın, hücreleri yeteri kadar besleyememesi neticesinde hücreler güçsüzleşerek görevlerini yapamaz hale gelir. Bedenimiz bu aksamayı algıladığı andan itibaren buna karşı bir savunma geliştirir ve kanın pH değerini 7.3’de tutabilmek amacıyla, damarlarda biriken asidik atıkları nötüralize edilememiş katı atıklar haline getirerek bu katı maddeyi bazı organlarda ve kemiklerde depolamaya başlar. Bunun sonucunda karaciğer, böbrek gibi organlarda başta olmak üzere organ yağlanmaları, eklem ve kemiklerde erimelere varan inflamasyonlar oluşur. Yukarıda kısaca açıklamaya çalıştığımız tüm bu gelişmelerin sonucunda insan bedeni hızla yaşlanmaya başlar.
KAYNAK: Ahmet&Elmas  MARANKİ Alkali Yaşam Kitabı Syf. 35-37)

Kısaca Biz

Hastaliklari tedavi etmek, 1219 sayili Tababet Kanunu'na göre sadece hekimlerimizin görevidir. Bu sitede yer alan bilgiler saglikli yasama tavsiye niteliginde olup ürünlerimiz ilaç degil, besin destek ürünleridir. Tedavi veya doktor tedavisi yerine geçmez. Kürlerde ve metinler içerisinde geçen bitkilerin kullanimindan önce, Adi geçen bitkilere alerjiniz olup olmadigini kontrol ettirdikten sonra kullanmaniz tavsiye edilir.

• GİZLİLİK SÖZLEŞMESİ

İletişim

Adres: Topkapı Mah. Topkapı Cd. Dullar Çıkmazı no:2 K:4 34104 Fatih / İstanbul

Telefon: 0212 533 01 33 / 0212 521 29 29

Mail: [email protected]

Yukarı Çık