SUDA KAYNAYAN KURBAĞA SENDROMU (İnsanlığın sendromu: Sizi kim kaynatıyor?)

 

BİLİM ADAMLARI, yaşanılan duruma veya ortama ayak uydurma konusunda çok çarpıcı bir deney gerçekleştirmişler. Bu deneyde ilk olarak kaynamış suya bir kurbağayı bırakmışlar. Kurbağa, sıcak suya değer değmez kendisini kaptan dışarı atmış. Ardından biraz daha ılık bir suya konulan kurbağa da yine biraz daha fazla kalmasına rağmen kendisini suyun dışına atmış. Son deneyde ise, bir kurbağayı içi soğuk su dolu kaba koyup suyla beraber ısıtmışlar. Kurbağa ısıya adapte olduğu için onu pişiren suya kaynayınca bile ürece alıştığı için tepki vermemiş. Tehlikeyi fark edememiş. İnsan olarak, asidik besinleri yemek konusunda, nesillere yayılan alışkanlıkları değiştirme konusunda kurbağa gibi tepki vermesi çok ilginç bir durumdur. Günlük hayatta bir sorunun aniden gelişmesine daha hızlı tepki verirken, içinde bulunulan durumun yavaş yavaş değişime girmesine tepki daha zor verilmektedir. Yani başka bir ifade ile, yavaş yavaş olan zararlı durumlara bedenimiz adapte olur, olanları görmezden geliriz. Ama gerçekler, biz onları görmezden geliyoruz diye ortadan kalkmaz! Marketlerin rafları, bedenimizin yavaş yavaş adapte olması nedeniyle hissetmediğimiz tehlikelerle dolu olabilir mi diye bir an düşünmek gerekir.

Hazır yemek restoranlarında hibrit tohumlarla yetiştirilmiş sebzeler, GDO’lu sebzelerle dolu manavlar, bir metrekarede yaşayıp semirmiş hayvanlar, kimyasallarla temizlenmiş şehir suları, bolca ilaç. . .

Bütün bunları görmezden gelip, hastalık ortaya çıktıktan sonra panikle koştuğumuz, batı tıbbının sözde tedavi yöntemleri. . .

Kurbağadan ne farkımız var  (Farkımız olmalı!)

KURBAĞADAN BİR FARKIMIZ
olduğunu ortaya koyabilmek için araştırmak zorundayız. İlaç kartellerinin yönlendirmeleriyle hareket edenlerin kafalarındaki değişimi beklemeye de ne kadar tahammülümüz var diye düşünmekte gerekmiyor mu? Sağlıklı bir hayat sürdürmek, sağlıklı beslenme ve sağlıklı düşünmeden geçer. Çevremizde, bir anda ortaya çıkıp bir anda kaybolup giden pek çok hastalığa şahit olmuşuzdur. Bu hastalıkları “çağımızın hastalığı” yaklaşımı ile sıradanlaştırıp, altında yatan temel nedenleri incelemeden yaşamak yerine sağlık bilinci oluşturmak çok mu zor? Sağlıklı bir birey olmak için, magazin sayfalarında bahsedilen değil, gerçek anlamda sağlığımızı koruyan “arınma” konusunu ne zaman gündemimize alacağız? Modern yaşamın “doğal” sıkıntıları haline gelen sağlıksızlık, tüm insanlığın ortak sıkıntısı haline gelmiştir. Kronik rahatsızlıklar hemen herkesin ortak kaderi olmuş durumda. Sürekli yorgunluk, baş ağrısı, uyku problemleri, odaklanamama, dik kat dağınıklığı ve buna benzer pek çok rahatsızlığın “çağımızın hastalığı” denilerek önemsenmemesini nasıl açıklayabiliriz? Tam bu noktada, kendimizle yüzleşerek, şunu söyleyebiliriz. Bizler modern yaşamın bedellerini ödüyoruz. İşlenmiş, raf ömrünü uzatmak adına gıda bile denilemeyecek hale getirilmiş gıdalar, “doğala özdeş” tanımı altında laboratuar ortamlarında üretilmiş karbonhidratlar, geç yenen ve bu nedenle bir türlü sindirilemeden tüm geceyi midemizi yorarak geçirmemize ne den olan akşam yemekleri, televizyon karşısında tükettiğimiz, gazlarla doyurulmuş, bedenimizin tanımadığı yağlarla kızartılmış sağlıksız atıştırmalıklar. . .

ALLAH (C.C.) “HIÇ DÜŞÜNMEZ MISINIZ?”  BUYURUYOR! Şimdi bir düşünün. Acaba tüm bunları bedenimize yükleyerek ona biraz haksızlık etmiş olmuyor muyuz? Bedenimizin bu sağlıksızlığa karşı çıkışı, “çağın hastalıkları” ve “fazla kilo” veya “obezite” olabilir mi? Yapılan araştırmalar, kötü beslenme şeklinin vücudun atması gereken asit­toksin miktarını çok artırdığını ortaya çıkartmıştır.
KAYNAK: Ahmet&Elmas  MARANKİ Alkali Yaşam Kitabı Syf. 22-25)

Kısaca Biz

Hastaliklari tedavi etmek, 1219 sayili Tababet Kanunu'na göre sadece hekimlerimizin görevidir. Bu sitede yer alan bilgiler saglikli yasama tavsiye niteliginde olup ürünlerimiz ilaç degil, besin destek ürünleridir. Tedavi veya doktor tedavisi yerine geçmez. Kürlerde ve metinler içerisinde geçen bitkilerin kullanimindan önce, Adi geçen bitkilere alerjiniz olup olmadigini kontrol ettirdikten sonra kullanmaniz tavsiye edilir.

• GİZLİLİK SÖZLEŞMESİ

İletişim

Adres: Topkapı Mah. Topkapı Cd. Dullar Çıkmazı no:2 K:4 34104 Fatih / İstanbul

Telefon: 0212 533 01 33 / 0212 521 29 29

Mail: [email protected]

Yukarı Çık